Tek kanallı dönemde pazar günleri sabah kuşağında çizgi film, sonra western ve pazar konserlerinde sokakta oyun oynayarak zaman geçirmekle başlar ardından saat 18 gibi Ömer Karacan'ın sunduğu Coca Cola sponsorluğundaki Number 1 ile de bitime doğru sürüklenirdi. Türkçeyi şekilden şekile sokarken ki gösterdiği kıvraklığı vücudu ile de destekleyen sunumu ile Ömer Karacan çok severek sunarı MJ'i.
İşte o zaman tanıdım onu.
Eğer o unutulmaz 1993 yazında önce o gelseydi sanırım hayatımın sonuna kadar en büyük hayranı olarak yaşayabilirdim. Ama Guns ve Metallica yı izledim. Henüz 15'inde bir genç için rock daha çekiciydi. Ona kapılıp gittik uzun süre.
Dangerous benim için MJ'den kopuş oldu. Duyduğumda dinler ama dinlemek için çaba sarfetmez oldum. Sonra HIStory...
15 yıl önce MJ'in girdiği buhran, ölmek gibi bir şeydi. "ölmek ne güzel şey" değildi onun için. Bunu da bir kaç defa gösterdi. gördük. Hatta ölümü de bu denemelerin sonuncusunda (başkalarının yalancısıyım) aldığı riskler ile buldu.
Ölümünü duyduğumda bir arkadaşımla sohbet halindeydik. Söyledim, "I am bad" dedi. Özünden uzak da olsa buydu his. Başka bir şey de gelmedi arkasına. Sonra gazetelerde okuduk taziye mesajlarını, MTV gibi bir kanal hem local hem de global olarak 2 gününü sadece ve sadece ona ayırdı, popun kralına... Çocukluğumuza... Anılarımıza...
Rest in Peace MJ...
28 Haziran 2009 Pazar
23 Haziran 2009 Salı
bugün kendimi değişime hazır hissetmiyorum
Çoğumuz ya da benim öyle olduğunu sandığım bir kısmımız, sürekli bir şeylerden şikayet edip, memnuniyetsizlik suratıyla hayatlarını sürdürmeye çalışırlar.
Sabah isteksizce kalkıp, traş olmadan ya da yarım yamalak bir makyajla geç kalınmış bir işe sürüklenirken aklımızda hep daha iyi bir iş, yoğun bir iş çıkışında "haftada 2 defadan fazla görüşmek ilişkiyi yorar ve ben yoruldum" serzenişiyle süslenmiş sevgili suratıyla gidilen kız arkadaş/erkek arkadaş buluşmalarında ise daha özgür bir yaşam hatta bazen utanmadan daha iyi bir eş isteriz.
Peki bu değişime hazır mıyız? Bu değişimin vereceği ani ivmenin yaratacağı depremin farkında mıyız? Vücudunuza yüklenecek ve sizi süredurum halinden belki de bir F1 aracına çevirecek o gücün etkilerine, 3-4 belki de 7-8G ye varan basınca karşı karşıya kalmaya ve en önemlisi bu esnada değişmeye var mıyız?
Açıkcası ben; yokum...
Bugün ben buna hazır değilim, yarın da olabileceğimi sanmıyorum
Sabah isteksizce kalkıp, traş olmadan ya da yarım yamalak bir makyajla geç kalınmış bir işe sürüklenirken aklımızda hep daha iyi bir iş, yoğun bir iş çıkışında "haftada 2 defadan fazla görüşmek ilişkiyi yorar ve ben yoruldum" serzenişiyle süslenmiş sevgili suratıyla gidilen kız arkadaş/erkek arkadaş buluşmalarında ise daha özgür bir yaşam hatta bazen utanmadan daha iyi bir eş isteriz.
Peki bu değişime hazır mıyız? Bu değişimin vereceği ani ivmenin yaratacağı depremin farkında mıyız? Vücudunuza yüklenecek ve sizi süredurum halinden belki de bir F1 aracına çevirecek o gücün etkilerine, 3-4 belki de 7-8G ye varan basınca karşı karşıya kalmaya ve en önemlisi bu esnada değişmeye var mıyız?
Açıkcası ben; yokum...
Bugün ben buna hazır değilim, yarın da olabileceğimi sanmıyorum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)