Soyad değiştirip, ülkeyi terkeden dostlarım sayesinde burayı unuttuğumu farkettim.O da beni böyle unuttuğundan değil hatırlamam, özlediğimden...
nerdesin be goncuk. 29 Mayıs'da geliyor, istanbulu kurtaracaktık. Yok kurtaracaksak 29 ağustosu da beklerim, hatta kadir topbaşa gider, kutlamaları da beklettiririm. :(
24 Mayıs 2010 Pazartesi
8 Ocak 2010 Cuma
Spider Jerusalem
Büyük adam :
"There's one hole in every revolution, large or small. And it's one word long— PEOPLE. No matter how big the idea they all stand under, people are small and weak and cheap and frightened. It's people that kill every revolution."
"There's one hole in every revolution, large or small. And it's one word long— PEOPLE. No matter how big the idea they all stand under, people are small and weak and cheap and frightened. It's people that kill every revolution."
Etiketler:
Comic,
quote,
spider jerusalem,
transmetropolitan
13 Aralık 2009 Pazar
Havlu
Geçmiş yılları düşünürken, aklıma geldi. Ailemle gittiğim onlarca yer var geçmişimde. Şu an görmek, gezmek isteyebileceğim yerler, ama boşa harcanmış zamanlar.
Şu an o anki kendime bakıyorum ve düşünüyorum, o anların tatile giderken bavula sıkıştırılan havu kadar faydası olmamış bana.
Ne yazık, hem bana hem zamana...
Şu an o anki kendime bakıyorum ve düşünüyorum, o anların tatile giderken bavula sıkıştırılan havu kadar faydası olmamış bana.
Ne yazık, hem bana hem zamana...
10 Aralık 2009 Perşembe
Eminönü
24 Kasım 2009 Salı
Kaş, Göz , Arpacık
Kişisel zevklerim arasındadır kaş göz güzelliğini değerlendirmek. Ama son zamanlarda moda bir garip.
Anlamıyorum, dedir bu son dönemlerde 2 parmak kaşın olayı? Kaş yapmak için vücudun diğer yerlerinden nakil mi yaptılar dünün kalem kaşlıları?
O değil güzel de olmuyor ki...
Anlamıyorum, dedir bu son dönemlerde 2 parmak kaşın olayı? Kaş yapmak için vücudun diğer yerlerinden nakil mi yaptılar dünün kalem kaşlıları?
O değil güzel de olmuyor ki...
26 Eylül 2009 Cumartesi
Tatil Notları - Gün 1
Tatile başlarken bir günlük tutmayı düşünmüştüm. Hatta buna Essek gibi calismak. ile de başladığımı da itiraf etmem gerekiyor.
Ama sonrasında, özellikle de döndükten sonra düştüğüm devam eden eski yaşamımla tekrar karşılaşınca bundan vazgeçme noktasına geldim.
Ta ki bu güne kadar. Aslında tam anlamıyla bir günlük olmayacak belki, belki benim eleştirel, insan ve özellikle hayvan sevmeyen gözümden etrafımda gelişen olayları anlatacağım ama olsun.
Hazırsanız, işte geliyor. (tam amerikan filmi, "Fire in the hole" mu deseydim.
Gün 1 :
Bugün tam bir tatil günü gibi başladı. Zamanın farkında olmamak, geç kalkmak ve geciktiğini sanmak ama tembel bir telaş ile acele ediyor numarası yapmak vs..
Ama sanırım tatilin yanlış gününü yaşıyorum. Bugün günü ve zamanı kaybettiğim tatilin ortasından sonraki günlerden biri değil de tatilin ilk günü. Ve ben uçağın saatini yanlış biliyormuşum! Saat 12:10 değil de 16:50'deymiş uçağım. Boşuna etmişim o kadar eşşekliği...
---
Evet, uçakta bir ünlü var. Attila Atasoy... Kadın dediğin menopozdan sonra bile içindeki groupie ruhunu kaybetmiyor. "Attila Bey" şuh haykırışları yüzünden uyuyamadım yine.
---
"Where are you from?"
"Czech Republic"
"Where??"
"Czech Republic?"
"Who is publisher?"
Attila, umarım bu ses senin değildir. Ama sana çok benziyordu.
---
Qatar Airways ile ilk defa uçuyorum. Ama ilk defa bir uçak yemeğini neredeyse yarıladım. Bir de her koltukta monitör olsa...
---
Doha'ya indik. Otobüslerle terminale aktarma bekliyoruz. Uçak kapısından çıkmamla yüzüme çarpan sıcaktan sendelemem bir oldu. Nasıl bir sıcak bu, dayanılmaz...
Terminale aktarma yapacak otobüse girdiğimde ilk dikkatimi çeken tutamaç(?)larda metallerin üzerindeki su damlacıkları oldu. Isı farkını siz düşünün...
---
Doha'da transfer yolcularını terminale sokarken arıyorlar. Ama asıl eğlence de burda başladı. 170 üstü ve topluca bir bayan güvenlik görevlisi, başı örtülü ve bir çeşit soft türban kıyafeti ile güvenlik bankosunun arkasında YMCA dansı yapıyor.
Arkada Duty Free'yi görüyorum da nedir ki o? Aston Martin?
---
Doha'da aktarma bekliyorum. Biraz uzun süre. Çok eğlenceli bir yer burası. Her ülkeden insan var.
Evet Duty Free'deki Aston Martin. Ama piyango'nun ödülüymüş. Ne biçim İslamik devlet bunlar. Şans oyunları kumar değil mi lan?
---
Artık son 2 saat. Atatürk Havalimanı'nda Check In alanına kocaman yazmışlar, Check In 1 saat önce Boarding Gate 20 dakika önce kapanır diye. Ama Fahr Abdul Bin Farani denen herifi 45 dakikadır "Last Call" adı altında anons ediyorlar. Haksızlık değil mi bu. Bak yine başladı...
---
Ama sonrasında, özellikle de döndükten sonra düştüğüm devam eden eski yaşamımla tekrar karşılaşınca bundan vazgeçme noktasına geldim.
Ta ki bu güne kadar. Aslında tam anlamıyla bir günlük olmayacak belki, belki benim eleştirel, insan ve özellikle hayvan sevmeyen gözümden etrafımda gelişen olayları anlatacağım ama olsun.
Hazırsanız, işte geliyor. (tam amerikan filmi, "Fire in the hole" mu deseydim.
Gün 1 :
Bugün tam bir tatil günü gibi başladı. Zamanın farkında olmamak, geç kalkmak ve geciktiğini sanmak ama tembel bir telaş ile acele ediyor numarası yapmak vs..
Ama sanırım tatilin yanlış gününü yaşıyorum. Bugün günü ve zamanı kaybettiğim tatilin ortasından sonraki günlerden biri değil de tatilin ilk günü. Ve ben uçağın saatini yanlış biliyormuşum! Saat 12:10 değil de 16:50'deymiş uçağım. Boşuna etmişim o kadar eşşekliği...
---
Evet, uçakta bir ünlü var. Attila Atasoy... Kadın dediğin menopozdan sonra bile içindeki groupie ruhunu kaybetmiyor. "Attila Bey" şuh haykırışları yüzünden uyuyamadım yine.
---
"Where are you from?"
"Czech Republic"
"Where??"
"Czech Republic?"
"Who is publisher?"
Attila, umarım bu ses senin değildir. Ama sana çok benziyordu.
---
Qatar Airways ile ilk defa uçuyorum. Ama ilk defa bir uçak yemeğini neredeyse yarıladım. Bir de her koltukta monitör olsa...
---
Doha'ya indik. Otobüslerle terminale aktarma bekliyoruz. Uçak kapısından çıkmamla yüzüme çarpan sıcaktan sendelemem bir oldu. Nasıl bir sıcak bu, dayanılmaz...
Terminale aktarma yapacak otobüse girdiğimde ilk dikkatimi çeken tutamaç(?)larda metallerin üzerindeki su damlacıkları oldu. Isı farkını siz düşünün...
---
Doha'da transfer yolcularını terminale sokarken arıyorlar. Ama asıl eğlence de burda başladı. 170 üstü ve topluca bir bayan güvenlik görevlisi, başı örtülü ve bir çeşit soft türban kıyafeti ile güvenlik bankosunun arkasında YMCA dansı yapıyor.
Arkada Duty Free'yi görüyorum da nedir ki o? Aston Martin?
---
Doha'da aktarma bekliyorum. Biraz uzun süre. Çok eğlenceli bir yer burası. Her ülkeden insan var.
Evet Duty Free'deki Aston Martin. Ama piyango'nun ödülüymüş. Ne biçim İslamik devlet bunlar. Şans oyunları kumar değil mi lan?
---
Artık son 2 saat. Atatürk Havalimanı'nda Check In alanına kocaman yazmışlar, Check In 1 saat önce Boarding Gate 20 dakika önce kapanır diye. Ama Fahr Abdul Bin Farani denen herifi 45 dakikadır "Last Call" adı altında anons ediyorlar. Haksızlık değil mi bu. Bak yine başladı...
---
13 Eylül 2009 Pazar
Tatil yaptim
Istanbul -> Doha -> Bangkok -> Manila -> Hong Kong -> Bangkok -> Doha -> Istanbul
Ucmaya doydum.
Ucmaya doydum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












